Ana sayfa HABERLER EKONOMİ Haberleri Tarım arazilerinin yerine 5 yıldızlı oteller dolduruldu

Tarım arazilerinin yerine 5 yıldızlı oteller dolduruldu

33
0
PAYLAŞ
tarim-arazilerinin-yerine-5yildizli-oteller-doldurdu

tarim-arazilerinin-yerine-5yildizli-oteller-doldurdu


“Bizim temel sorunumuz toprağımıza sahip çıkmamamız. Tarım ve hayvancılıktan söz etmemek büyük bir eksikliktir. Bu nedenle Sayın Özkan’la konuştuk. Kerim Özkan’ın babası oğluna şu öğüdü vermiş: ”Kırsal kesimde doğdun. Kırsal kesime hizmet et.” O’da bu arzuya hayır dememiş. Veteriner olmuş. Üç dönemdir CHP BurdurMilletvekili. Çiftçinin sesi olmaya devam ediyor.”

Bu dönem TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyeliğinde bulundunuz.Kırsal kesimin sorunlarını yakından biliyorsunuz. Bir ülkenin tarımına sahip çıkmanın yolunun toprağı korumaktan geçtiğini söylüyorsunuz AKP iktidarda bulunduğu sürede mera, otlak, yayla ve tarım arazilerine sahip çıktı mı?

Açık ve net konuşuyorumTBMM toprak Koruma Kanunu yapmamıza rağmen, AKP iktidarında ne mera, ne otlak, ne yayla nede tarım arazisi korunmadı, adeta talan edildi. Uzağa gitmeye gerek yok Ankara’dan çıkın Polatlı’ya doğru yol alın, birinci sınıf tarım arazilerinin nasıl yok olduğunu görürsünüz.Yine Ankara’dan çıkın Bolu’ya-Samsun’a-Konya’ya yürüyün, sağlı sollu meraların, otlakların, yaylaların, tarım arazilerinin yok oluşunu içiniz sızlayarak izlersiniz.

Türkiye’nin her yeri aynı oldu. Adeta Toprak Koruma Kanunu, Toprak Korumama için yapılmış. Bu cennet vatanın toprakları yüzlerce yılda oluşmuş ama bu çağda onu koruyamamanın üzüntüsünü ulus olarak yaşıyoruz.

BU İKTİDAR DÖNEMİNDE KELİMELER AD DEĞİŞTİRDİ

Tarım girdilerine sürekli zam yapıldı. Gübre, mazot, fiyatları giderek arttı. 5 litre mazotla sürülen bir tarım arazisine bir litre mazot desteğinin yetersiz kalacağını siz söylemiştiniz. Ancak siyasi iktidar sürekli çiftçiyi desteklediklerini söylüyor. Nasıl desteklediler?

Elbette rakamların, bakanların ve bankaların Türkiye’si toz pembe, güllük gülistanlık. Ama gerçek öyle değil.Rakamlarla oynanıyor. 10 milyar destek verdik diyorlar. Çiftçiden aldıkları mazottan KDV ve ÖTV tutarı 8.5milyar, elektrikten alınan % 18 KDV’leri, yemden alınan % 8 KDV’leri, tarım alet ve makinalarını sulama paralarını, gübre, ilaç paralarını saymıyorum.

Vatandaş: “Destekten vaz geçtik” diyor. Sıfır faizli kredi verdiler. Ancak komisyon parasıyla, sigorta parasıyla ve sıfır faizden dolayı artan suni canlı hayvan fiyatlarından dolayı hayvan alan üreticiler iflas etti.

200 den fazla destek var saymakla bitmez. Ama bu desteklerden yararlanan, icmallerini yapıp destek alma konumuna gelen kaç çiftçi var?

Bankalar milyar dolarla kar etmiş. Kimden? Köylüden, çiftçiden.Tarım krediler kar etmiş. Kimden?Çiftçiden, köylüden. Çiftçi ne olmuş? Çiftçi “Eli hamur, karnı aç” . Adeta bu iktidar döneminde kelimler ad değiştirdi.Bakın,

Faizin adı= Komisyon oldu.

İstikrarın adı= Sürdürülebilirlik

Yalancı Şahidin adı = Gizli tanıklık

Hırsızın adı= Aşırmacılık

Krizin adı=Teğet

Hukuksuzluğun adı=Paralel yapı oldu. Kulağa hoş gelen sözcükler kullanılıyor.

Mazot sorunuza gelince,Sizin de hatırlattığınız gibi Dönüm başına 4-6 lira veriyoruz diyorlar. Bir dönüm tarla 5 LT. mazotla yani 23 lirayla sürülüyor. Toplulaştırmada geç kalındığı için parçalı araziden dolayı doğru dürüst icmal yapılıp Bakanlığa müracaat edip mazot desteği alan yok.

Çiftçiler arasında iktidar ayrım yapıyor. Bunu yanlış buluyoruz. Çünkü haksız rekabete yol açıyor. Destekler Batıya, Egeye, Akdeniz’e farklı.

GAP-DAP-KOP-DKAP farklı. Bunu da yanlış buluyoruz. Bu saydığım bölgelerde destekler diğer bölgelerden iki kat fazla. Bakanların durumuna gelince, keyiflerine diyecek yok son yaşananları anlatmıyorum. para onlarda, devlet gücü onlarda. Dedikleri dedik, kestikleri kestik. Bir elleri yağda bir elleri balda. Kadroymuş, fakir fukaraymış, işsizmiş, garip gurabaymış, umurlarında değil.

BİRİNCİ SINIF TARIM ARAZİLERİNİN YERİNİ 5 YILDIZLI OTELLER ALDI

Antalya Finike Manavgat denilince benim aklıma narenciye ve muz bahçeleri gelirdi. O bahçelerin yerini beton binalar aldı. Kalanları üretici koruyabiliyor mu ?

Silifke, Anamur, Bodrum, Alanya, Fethiye, Kumluca, Bolu, Yalova, Foça, Burhaniye, Marmara, Edremit, Bandırma, Kuşadası kısaca sahillerimizin hepsi aynı.

Çevre duyarlılığı yok. 1. Sınıf tarım arazilerinin yerini 5 yıldızlı oteller ve konut kooperatifleri doldurdu. Çok yazık. Yetmiyormuş gibi yabancılara toprak satışı serbest hale geldi. Şehit kanıyla alınan topraklar parayla satılıyor. Ulusal Kurtuluş Savaşını veren şehitlerimizin ve gazilerimizin kemikleri sızlıyor. Şehit ve gazilerimizden özür dileyerek rahmet ve minnetle anıyorum.

O bölgedeki su kaynaklarımız boldu. Ancak şimdi tarımda sondajla sulamanın yapıldığı söyleniyor. Burada da çiftçiyi bunaltan pek çok sorunla karşılaşıldığı dile getiriliyor. Bu sondaj çalışmalarını DSİmi yürütüyor?

Vahşi sulamanın önüne geçilmediği ve su kullanma yöntemi sağlıklıuygulanmadığı  için her yer delik deşik. Yandaşlık ve kayırmacılık hat safhada.Gemisini yürüten kaptan. Birde ustalarla yandaşsan istediğin yere sondaj, istediğin yere trafoyu, istediğin yere baz istasyonunu yapar geçersin.

Halbuki çevre koruma ve duyarlılığı, su kaynaklarının sağlıklı kullanılması, hepimiz için zorunluluktur. Bu vatan bizlere atalarımızdan, gelecek nesillere emanet olarak bırakılmıştır.

YAT VE UÇAK SAHİPLERİNE UCUZ MAZOT VAR, ÇİFTÇİYE YOK

Elektrik, sulu tarım arazilerinde, maliyeti etkileyen büyük bir girdi. AKP’liler iktidarlarının ilk yıllarında elektrikte KDV’nin yüzde 18’den yüzde 1’e düşürüleceğini söylemişlerdi. Ne oldu?

Doğru. Çoğu bölgelerde tarım arazileri sondajlardan sulanıyor. Bu sondajlar da küresel ısınmadan dolayı eskiden 30-40-50 metreden su çıkarken şimdi 150-200-250 metreden sondajla su çekiliyor. Bunun içinde enerji yani elektrik gerekli. Verilen söz tutulmadı. Dediğiniz gibi AKP önce “% 18 KDV, makul bir seviyeye hatta % 1’e çekilecek”vaadinde bulundu ama iktidara gelince unuttu. Unutulan sadece bumu? Yeşil mazotta unutuldu. Sanki rengini tutturamadılar. Yat ve uçak sahiplerine ucuz mazot var, çiftçiye ne yazık ki yok.

Anımsıyorum Türkiye, Ortadoğu’nun hayvan ambarı olarak bilinirdi. Terör ve uygulanan politikalar nedeniyle bu şansı yitirdik ve bugün hayvan ithal ediyoruz. Ülkede hayvancılık girdi maliyetlerinin yüksek olması dış ülkelerle rekabet etmemizi de zorlaştırıyor Eski günlere dönme şansımız var mı?

Dediğiniz gibi Orta Doğu ülkelerine, kasaplık ve kurbanlık hayvan tedarikini Türkiye yapardı. Ancak uygulanan yanlış ekonomik, tarımsal politikalar ve dostluk ilişkilerinin tutarsızlığından bu pazarları kaybettik. Yine terör yüzünden yayla ve otlaklar kullanılamaz oldu. Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu üreticileri terör nedeniyle, köylerinin basılmasıyla ve boşalmasıyla kentlere göçtü. Bundan da hayvancılık ve tarım büyük yara aldı, zarar gördü.

      Geçtiğimiz yıllarda Türk köylüsü limizun, Şerole, Hereford, Anğus, Simental ithal etti. Bunlar kamyon markası değil inek ırkı. Bu inek ırklarıyla Türkiye tanıştı. Kendi gen kaynaklarımızı koruyamadık. İlk defa Cumhuriyet tarihinde ülkemiz saman ve kurbanlık hayvan ithal eden ülke konumuna geldi.