Ana sayfa HABERLER EKONOMİ Haberleri Ekonomiye güven kalmadı

Ekonomiye güven kalmadı

23
0
PAYLAŞ

MHP  Genel Başkan Yardımcısı  ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, ORTADOĞU’ya, Türkiye’nin ekonomik durumuyla ilgili önemli açıklamalar yaptı.

Ayhan ”Türkiye ekonomisi maalesef bir kâbusa doğru sürüklenmektedir. Ekonomiye güven kaybolmuş, büyüme ve yatırımlar durmuş, ihracat  düşüşe geçmiştir” dedi

ekonomi

AKP ekonomisinin 13 yılını bütün yönleri ile ortaya koyan Ayhan,”Bakanların iddia ettiği gibi, 2015’in 2014’ten daha iyi olması ihtimali artık ortadan kalkmıştır. 2015, 2014’ten daha kötü olacaktır” açıklaması yaptı. Ayhan ”AKP 13 yıldır sanayiyi ve sanayicimizi düşürdüğü durumdan seçim öncesi  rüşveti olarak hazırladığı 7,5 milyar TL’lik teşvik paketi ile sıyrılmak istiyor” dedi ve  teşvik sisteminin tek başına yatırımları arttırmaya yetmeyeceğini vurguladı.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı  ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, gazeteniz  ORTADOĞU’ya, Türkiye’nin ekonomik durumuyla ilgili önemli açıklamalar yaptı. Ayhan, Türk ekonomisinin  kâbusa doğru sürüklendiğini vurguladı.

İşte sorular, işte cevaplar

*Ekonominin gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

*13 yıldır iktidarda olan AKP hükümetleri yüksek faiz- düşük kur politikasıyla Türkiye’de kaynak dağılımını bozdu. İhracata yönelik mal üretimi yerine lüks AVM, lüks konut, lüks lokanta, lüks otomobil ve popülist kamu yatırımlarına bu ülkenin kaynaklarını aktardı. GAP ve Konya Ovası sulaması gibi Anadolu sermayesine güç katacak yatırımlar durduruldu. Böylece Anadolu sermayesinin ihracata dönük imalat sanayii kapasitesini kullanamaz hâle geldi. Ve son dönemde görüldüğü gibi büyüme durdu,  ihracat azalmaya başladı. 

Türkiye ekonomisi maalesef bir kâbusa doğru sürüklenmektedir.Ekonomiye güven kaybolmuş, büyüme ve yatırımlar durmuş, ihracat  düşüşe geçmiştir.

”KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR AZALMIŞ  ORTA GELİR TUZAĞI DERİNLEŞMİŞTİR”

Bakınız Türkiye 2014’te ancak yüzde 2,9 büyüyebildi.  Büyüme oranı 2013 yılında yüzde 4, , 2012’de ise  yüzde 2,2 oldu. Yani 2011  yılında işbaşına gelen AKP hükümetleri  ekonomik büyümeyi sıfırladı. Yatırımlar %17 azaldı. Sabit sermaye yatırımlarında önemli ölçüde azalma var. 

Başbakan’ın büyüme rakamlarını açıklarken dolar yerine Türk lirası kullanıyor.  Çünkü Dolar bazında milli gelir 2011 yılından buyana azalıyor.  2014 yılının üç çeyreğinde de azalmış  2014 yılında %-2,8 gerilemiştir.

Neticede kişi başına milli gelir azalmış  orta gelir tuzağı derinleşmiştir. TÜİK verilerine göre, kişi başı GSYH değeri 2014 yılında 10 bin 404 dolar oldu. 2013 yılında ise 10 bin 822 dolar seviyesindeydi. 2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefleyen TürkiyeDünya Ekonomi Liginde   2014’te iki basamak birden düşerek, 19’uncu sıraya gerilemiştir. 

Bu rakamlarla Başbakan Davutoğlu’nın açıkladığı “2023 için kişi başı 25 bin dolar gelir” hedefinin hayal olduğu bir kez daha ortaya koymuştur.  AKP’nin 2023 hedefleri masala dönmüştür. Hala bu masallarla milleti aldatmaya çalışıyorlar. 

2014 yılının son çeyreğinde inşaat sektöründe -2,2, gerileme olurken, enerjide yüzde 0,3, ulaştırma sektöründe büyüme yüzde 0,6 ya geriledi.2014 yılında en fazla gerileyen sektör tarım sektörü oldu. AKP hükümeti ne yaptı? Yandaş firmalar elektrik faturalarını, köylünün tarım teşviklerinden kesti. 

Köylünün arkasında durmayan, tarımdaki gerilemeyi sorunları görmezden gelen Sayın Cumhurbaşkanı,  inşaat ve enerji sektöründeki yandaş firmaları korumak için son dönemde faiz indirimini diline doladı sonra da tatlıya bağladı.   Bu ısrarı Türkiye ekonomisine çok pahalıya maloldu.  Bedelini çiftçimiz yüksek döviz, zamlı mazot, zamlı ile  gübre  ile ödedi ödüyor.

Ekonomide öncü göstergeler, 2014 yılının son 3 aylık döneminde ekonomide ortaya çıkan yavaşlamanın 2015 yılının ilk 3 ayında da devam ettiğini ortaya koymaktadır. 2015 yılının ilk 3 ayı için büyüme tahmini yüzde 0.2 oranındadır.

Bakanların iddia ettiği gibi, 2015’in 2014’ten daha iyi olması ihtimali artık ortadan kalkmıştır. 2015, 2014’ten daha kötü olacaktır.

Ekonomideki yavaşlamanın arkasında üretimdeki yavaşlama vardır. Üretimdeki yavaşlamanın arkasında iç ve dış talepteki daralma vardır.   

Nitekim, son iki yıldır irtifa kaybeden ihracat da, sonunda serbest düşüşe geçmiştir. Paraşüt açan olmazsa ekonomi yere çakılacaktır.Dış talep daralmakta daha önce de defaatle dikkat çektiğimiz çapraz kur baskısı ve ihracatın ithalata bağımlı olması nedeniyle ihracatımız dolardaki yükselişten olumsuz etkilenmektedir.  

2015 yılının ilk üç ayında yüzde TIM rakamlarına göre Ocakta 13, Şubatta yüzde 9,8, Martta 13,4 azalmıştır. Almanya(%-18), Irak(%-27),Rusya(%-32),İtalya(-%21), Fransa(%-15) en önemli ihracat pazarlarımızda çok vahim düşüşler mevcuttur.

Mart ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,45 azaldı dış ticaret açığı ise yüzde 14,7 arttı.  İhracatın ithalatı karşılama oranı da geçen yılın mart ayında yüzde 72,7 iken, bu yılın aynı ayında yüzde 66,8’e düştü.2023 hedeflerini yakalamak için ihracatın yıllık bazda yüzde 14 büyümesi gerekiyor ancak  bu yıl için ihracatta   büyüme beklemek bile hayaldir.  2023 İhracatın 500 milyar olması için yıllık %12,5 büyümesi gerekiyordu.   

Enflasyon yükselmeye devam ediyor. . OVPdeki bir yıllık enflasyon  hedefi neredeyse ilk  üç ayda aşıldı. Yıl sonu enflasyonunun %8’in altına inmeyeceği konuşuluyor. MB’nin 2015 enflasyon hedefi maalesef yine tutmayacak. Faizler yükselmeye devam edecek. 

Merkez Bankasının yaptığı beyanatlarla hükümete yaranmaya çalışıyor. Ancak kendi  kredibilitesini zayıflatıyor.Merkez Bankası “Temel mal grubuna bağlı çekirdek enflasyon artış oranı geriledi. Gıda ve yemek hizmetleri hariç enflasyon %4.82 oranına geriledi” diye beyanat veriyor.  Yani vatandaş aç kalırsa enflasyondan etkilenmez demeye getiriliyor. Milleti kandırmak için olmadık  şeyler söylemek AKP’nin fıtratında vardı. Ancak artık bu husus maalesef bu maharet sayılıyor.   Ciddi kurumların bunu yapması kredibilitelerini zayıflatıyor.

Türkiye işsiz cenneti olma yolunda.  işsiz sayısı 3 milyon 145 bin kişi oldu. Geniş tanımlı işsizlik 5 milyon 700 bin kişiye ulaşmış. Her iş arayan 5 gençten 1’i işsiz. İş aramayanlar hesaba bile katılmıyor. İşsizlik sigortasından yararlananlar şubat ayında yüzde 25 artarak 324 bine dayanmış. 

Dolardaki bir buçuk aylık fırtınalı dalgalanmadan sonra Orta Vadeli Program ve 2015 Bütçe hedefleri henüz Mart ayı dolmadan çökmüştür.Şimdi bu ekonominin iyi yönetildiğini söylemek mümkün mü?

Ekonomik güven endeksi Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 15.4 gibi çok yüksek oranda düşerek 74.85 değerine gerilemiştir.  Hane halkının maddi durum beklentisi, işsiz kalma beklentisi, tasarruf etme ihtimali, genel ekonomik durum beklentisinde dramatik aşınmalar gözlenmektedir.

Yabancı yatırımları yönlendiren kuruluşların, Türkiye ekonomisi üzerinde yaptığı tahminler  aşağı yönde revize edilmektedir. Son olarak Fitch ve Golden &Sacch 2015 büyüme beklentilerini %4’den, %2,8’e düşürmüştür. Enflasyon beklentisi yüzde 6,9,  faiz beklentisi ise %8-10’lara yükseltmiştir.  

13 yıl boyunca AKP ye destek olan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları son dönemde Türkiye ekonomisindeki risklere   dikkat çekmekte, sıcak paranın yakın zamanda ülkemizi ve AKP yönetimini  terk edeceği sinyallerini vermektedir. 

*AKP’nin ekonomi yönetimini  nasıl değerlendirirsiniz, şeçim ekonomisi uygulanıyor mu?

  *Bu gidişata önlem alması geren ekonomi yönetimi ise üçe bölünmüştür. Bir kısmı bakanı olan bitene seyirci kalmakta saraya yaranma gayreti içindedir. Bir kısmı ekonomik istikrarın ancak seçimden sonra geleceğini söylemekte, bir kısmı da saray içinde danışman kapılarında bekletilmektedir.  

Orta Vadeli Program hazırlanırken, 2015 yılı için ortalama dolar kuru 2,29 lira olarak belirlenmiş, hesap ve hedefler buna göre tayin edilmiştir.Şimid bunların hepsi kadük olmuştur. Ekonomi yönetiminin ülkenin önüne gerçekçi bir yol haritası ve makro ekonomik hedefleri koyması gerekmektedir. Ancak seçime kadar böyle bir ihtimal yoktur.

Başbakan “biz sorumluluk sahibiyiz.  seçim ekonomisi uygulamayız” diyor.

Oysa ki seçim öncesi kesenin ağzı açıldı,  seçim rüşvetleri devreye girdi. Teşvik paketleri ve Torba kanunlar aceleyle meclisten geçirildi. Torba yasa, sanayiiye seçim öncesi vaad edilen teşvik paketi. İstihdam ve diğer hayali paketler seçim rüşveti değil de nedir?

Başbakan ya açıkladığı  paketlerin, Torba Kanunların  ne olduğunu bilmiyor, anlamıyor, ya da bu milletle dalga geçiyor.

Son açıklanan teşvik paketinin maliyeti 7,5 milyar TL olacağı söyleniyor.Sanayiiyi üretimi, yatırımı unutan, sanayiciyi kar edemez hale getiren AKP seçim öncesi rüşvet dağıtmaya başlıyor. 

*Başbakan’ın açıkladığı teşvik paketini nasıl değerlendiriyorsunuz ?

* AKP 13 yıldır sanayiyi ve sanayicimizi düşürdüğü durumdan seçim öncesi  rüşveti olarak hazırladığı 7,5 milyar TL’lik teşvik paketi ile sıyrılmak istiyor. 

Paket gerçekten yeni mi ? AKP nelerden çark etti? Peki bu işe yarar mı?  

Bildiğiniz gibi Ekonomik krizin ertesinde ve 2012 yılında çıkartılan büyük gürültü ile reklamı yapılanteşvik  paketleri İstanbul, Kocaeli, Bursa ve Denizli gibi gelişmiş bölgelerde (1. ve 2. Bölge) yatırımlara ve istihdama teşvik vermiyor, buna karşılık Doğu ve Güneydoğu’daki az gelişmiş bölgelere (5. ve 6. bölgeler) önemli ölçüde vergi indirimi ve sosyal sigorta primi teşviki sağlıyordu. Ancak son iki yılda ülke genelinde yatırımlar durunca AKP çark etti bölgesel teşvikten vaz geçti.  

Geçen hafta açıklanan Yeni teşvik paketi kendi politikalarının başarısızlığının ilanıdır.    ‘yatırım yap da nerede nasıl yaparsan yap’ görüşü benimsenmiştir.  Buna göre 1.  bölge de vergi indiriminden yatırımın tutarına bağlı olarak yüzde 50 oranında yararlanacak. Bu oran 2. bölgelerde yüzde 10’dan yüzde 55’e çıkıyor ve artarak devam ediyor. Ayrıca ithal yatırım ve ara malları vadeli ithalatta KKDF  sıfırlanarak ucuzlatılıyor. Bir anlamda ithal girdi kullanımı cazip hale getiriliyor. Bu perhiz bu ne lahana turşusu?

 ”TEŞVİKLER YABANCI YATIRIMCILARI DA HEYECANLANDIRAMAMIŞTIR”

Pakette   Eğitim Programı’nda çalışacak kursiyerlere İşkur 6 ay boyunca asgari ücret ödemesi yapılacak.   6 ayın sonunda kursiyer işe alındığı takdirde imalat sanayiinde 42 ay, diğer sektörlerde 30 ay süreyle işveren sigorta prim payı İşkur tarafından ödenecek. Teşvik paketindeki önlemlerin ödemelerin İşsizlik Fonu’ndan yapılacak olması  da ayrı bir garabettir.

Bakanlık tarafından açıklanan 2014 yatırım teşvik istatistikleri AKP’nin daha önce büyük umutlarla açıkladığı Teşvik sisteminin hem bölgesel hemde büyük ve stratejik yatırımlar bakımından başarısızlığının ispatıdır. Buna göre 2014 yılında verilen teşvik belgeleri kapsamındaki yatırım tutarı 61,8 milyar TL bunlardan sadece %1’i stratejik yatırım, %8’ide  büyük ölçekli yatırım teşviki sistemi ile desteklendi.  Burada birinci ve ikinci bölge yatırımları yine ilk sırayı aldı. 6.ve 5. Bölgede yatırım yaptırılamadı.

Yapılan yatırımın  50 Milyar TL’si yerli yatırım, sadece 10 Milyar TL’si yabancı yatırım projeleridir. Yani Teşvikler yabancı yatırımcıları da heyecanlandıramamıştır. 

Esasen sanayicinin yatırım yapılması ardında yatan neden ekonomiye duyulan güvensizlik ve AKP tarafından uygulanan yanlış politikalardır.  Teşvik sistemi tek başına yatırımları arttırmaya yetmez. Bugüne kadar AKP’nin uyguladığı hangi teşvik paketi sanayicinin derdine çare olmuştur? Yatırımların sanayicinin durumu ortada.

*Denizli Milletvekili olarak Denizli’ de ekonomiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

*Türkiye’nin en önemli sanayi şehirlerinden biri ve sekizinci büyük ihracatçısı olan Denizli ekonomideki  bu olumsuz tablodan  ziyadesi ile etkilenmektedir. Denizli Sanayi Odasının yaptığı anket sonuçları Türkiye’de sanayinin ve sanayicinin durumunu açıkça ortaya koyuyor.

2014 yılında sanayicinin %45’i üretimini arttırmış, %55’i inin üretimi ya aynı kalmışyada azalmıştır.  2015 yılında ise sanayicilerin sadece %32’si üretim artışı beklemekte, %68’si üretimin ya azalacağını ya da aynı kalacağını beklemektedir.

2014 yılında sanayicinin %41’nin iç satışı artmış, %59′ inin  iç satışları ya aynı kalmış yada azalmıştır.  2015 yılında ise sanayicilerin sadece %30,u iç satışlarda artış beklemekte, %70’i iç satışların ya azalacağını yada aynı kalacağını beklemektedir.

2013 yılında Denizli Sanayicisinin  %62,5si ihracatını arttırırken 2014de bu oran %29’a gerilemiştir. 2015 yılında İhracatının artacağını söyleyen sanayicilerin oranı sadece %27dir. 

Sanayicilerin 2014 yılında sadece %35i istihdam arttırabilmiştir. 2015 yılında ise bu oran %25’e yani 1/4e düşmüştür. Yani her dört sanayiciden 3ü istihdamı azaltmıştır.  

Sanayicinin %85’inin enerji maliyetleri artmış, %74’ünün istihdam maliyeti, %73’ünün hammadde aramalı ve yatırım malı  maliyeti artmıştır.

Bunun neticesinde 2014 yılından buyana sanayicini % 74ünün kar marjları azalmakta sadece %21’inin karlılığı artmaktadır.Finansman sorunu yaşayanların oranı %43’e yani küresel kriz seviyelerine yükselmiştir. 

Dolar/TL kurundaki yükseliş ve Euronun ABD doları karşısında değer kaybı   Denizli sanayicisini vurmuştur.   Zayıflayan Euro,  tüm ihracatçıları olduğu gibi Denizli  ihracatçısını da  sıkıntıya sokmuştur.  Hükümetten tık çıkmamıştır. Üstelik Ekonomi Bakanı da Denizli’lidir. Tüm girdilerini,hammaddelerini Dolarla alan, buna karşılık Euroyla satan ihracatçıya, Hükümetin Suriye ve Irak politikaları dolayısıyla en çok ihracat yaptığı   Irak ve Suriye’deki kapılar  da kapanmıştır. 

Türkiye sanayicisi gibi  Denizli sanayicisi  bu kaosun içinde yaşamaya,  mahkûm edilmiştir.   Hiçbir sanayicimiz de bunu hazmedecek durumda değildir. Bunun devam etmesi halinde,   sanayimiz için altından kalkılamayacak bir problem yaratacaktır.    

*Sonuç olarak ne dersiniz?

*Neticede gelinen nokta şudur. Sanayinin genel GSMH’de payı yüzde 15’e düşmüştür.  Türk sanayicisi gibi Denizli sanayicisi de yatırımdan uzaklaşmıştır.  Denizli’de de özellikle son 8-10 seneden beri yeni bir fabrikanın temeli atılmamıştır.    Buna karşılık sanayici varlıklarını koruyabilmek için  arsa spekülasyonları  ve büyük bina rantları peşine düşmek zorunda bırakılmıştır.    Sanayici varlığını, parasını arsaya ve arsa üzerindeki büyük bina yatırımlarına yönlendirmeye başlamıştır.  Sanayi Odası Başkanı’nın bizzat kendi değerlendirmeleri de böyledir.  

AKP hükümetlerinin ekonomimizi ve sanayimizi düşürdüğü bu durumdan 7,5 milyar TL’lik  teşvik paketi  ile kurtaracağını sanmak vesayet altındaki Başbakanın ham  hayalidir.