Ana sayfa HABERLER Ak Parti İktidarında Ahmet Ümit: AKP’liler de Mutsuz Uyanıyor

Ahmet Ümit: AKP’liler de Mutsuz Uyanıyor

94
0
PAYLAŞ
felaket

Güçlü bir muhalefet, güçlü bir basın ve yürütme, yasama, yargı bağımsızlığına dikkat çeken Ahmet Ümit’ten dikkat çeken açıklamalar…

Radikal’den Armağan Çağlayan’ın Ahmet Ümit’le röportajının ilgili bölümü:

* Batı bugün Güneydoğu’da yaşananlara ses çıkarmıyor. Biz bölündük mü?

Yüzde 100 bölünmüşüz. Şimdi kaç kere bölündük; korkunç olan bu. Sadece Kürt-Türk bölünmesi değil bu. Kendi içimizde bölündük. Hükümet yanlısı olanlar, hükümet karşıtı olanlar. Türkiye’deki bölünmenin yüzü budur. Eğer hükümet yanlısı olmayanlar akıllı bir şekilde davransaydı, Bahçeli bu işi bölmeseydi, PKK silaha sarılmasaydı bugün başka bir Türkiye vardı. Çünkü asıl bölünme bu. Bir tarafta hükümet yanlıları var, bu hükümet yanlıları her türlü güçten yararlanıyorlar ve başka bir yapı kurmuşlar; bir de hükümet yanlısı olmayanlar var. Bunun içerisinde laikler var, Kürtler var, hükümet yanlısı olmayan Müslümanlar var, liberaller var, solcular var. Bu taraf seçimden önce biliyorsun oy oranı belliydi, yüzde 50’den fazlaydı. Bu son seçimlerde kaosla beraber insanlar korktular ve buraya tekrar döndüler. Gerçekten bir bölünme var ve bu bölünmeyi birkaç şekilde ayırabiliriz. Ya bir parti devleti pozisyonu yaşanıyor şu an Türkiye’de. Bir an önce bundan vazgeçilmezse, sonumuz felaket.

* Felaket derken?

İttihat ve Terakki yazdım, son romanımda. Bugüne çok benziyor.

* O yüzden mi İttihat ve Terakki yazdınız?

Bugünkü somut sorunlar için yazmadım çünkü dört yıl önce yazmaya başladım ama şöyle düşündüm: Ya yıllardır biz bu ülkede ekonomik gelişmeyi sağlayamadık, demokratik gelişmeyi sağlayamadık, sosyal barışı sağlayamadık. Yani kalkınmayı sağlayamadık. Yaşanabilir bir ülke haline gelemedik. Yakın geçmişe baktım, bu yakın geçmiş nedir? Osmanlı’nın bittiği cumhuriyetin kurulduğu dönemdir. Yani 1906 ile 1926 yılları. “Bu dönemi yazayım” dedim ama bugüne öylesine denk düştü ki… Tam bugüne denk düştü. İnanılmaz bir şekilde. Çünkü İttihat ve Terakki yanlıları bu ülkede ayrıcalıklı oluyor; olmayanları, gazetecileri öldürüyor. Hapse atıyor, sürgüne yolluyor. Bir tek kendileri kalıyor, eleştiren kimse yok. Sonra kendileri içinde de bunların arasında bir İttihat Terakki Merkez Komitesi dediğimiz komite var ve birlikte karar veriyorlar, önce tek kişi yok. Fakat giderek bunların içerisinde üç paşa var; Talat, Cemal, Enver. Enver tek adam oluyor. Almanlar Türklere yardım gönderirken “Enver’in ülkesi” yazıyorlar zaten. Bugünkü Türkiye ona çok benziyor. Bir parti var, o partinin içinde tek bir kişi var. Ve korku… O dönem dış politikada büyük maceralar var. Şimdi de korkuyorum ben. Şimdi biz Rus uçağını düşürdük, şu anda Türkiye 20 milyar dolar zararda. Şimdi kıvırmaya başlanıyor; “Aslında biz düşür demedik, pilot düşürdü…” “Musul’a girdik, kimseyi çekmeyeceğiz”, üç gün sonra asker çekiyoruz. Suriye’de olayın tarafı olduk, şimdi yabancılar yani Suriye’de Esad’ı yıkmaya çalışanlar Esad ile işbirliği politikalarına geçtiler, yaptığımız her şey çökmeye başladı. Dış politikada savaşa yaklaştık. Bir barış süreci vardı Güneydoğu’da; Cizre’de, Diyarbakır’da, Şırnak’ta iç savaş var bildiğin. Yani bunun lamı cimi yok.

DURUMUMUZ SOVYETLER’İN ÇÖKÜŞÜNE BENZİYOR

* 90’lara dönük…

90’larda bu kadar kitlesel değildi terör. Ne yapıyordu? Çok yanlış şeyler; gidiyordu Kürt iş adamı PKK’ya destek vermiş diye onu vuruyordu. Şimdi sokaktaki kadın ve çocuk evinin önüne çıkıyor, kurşunu yiyip düşüyor. Adamcağız basın açıklaması yapıyor, caminin korunması için, ölüyor. Nasıl öldüğünü biz de bilmiyoruz hâlâ. Ya bir kaza kurşunu mu, bir suikast mı belli değil. Her gün üç, beş vatandaşımız yahut askerimiz ölüyor. Bildiğin savaş bu ama o da doğru, burada da bir dünya devam ediyor, burada bir hayat sürüyor ve kimsenin umurunda değil. Bu duyarsızlık korkunç. Nereye gidiyoruz belli değil. Hakikaten felakete gidiyoruz. Bak şimdi deniyordu ki “Hepimiz sabah mutsuz uyanıyoruz.” Sadece biz değil, AKP’liler de mutsuz uyanıyor. Çok mutsuzlar, her an bir şey olabilir diye bekliyorlar. Evham yani. Ben başbakanın ve cumhurbaşkanının yüzlerine bakıyorum, mutluluk okunmuyor. Gergin. İnanılmaz bir gerginlik var. Burası Ortadoğu!

* Eskiden de Ortadoğu olarak mı bakıyordunuz yoksa giderek mi Ortadoğululaşıyoruz?

Son iki yılda Ortadoğululaştık. Ben Gaziantepli’yim. Gaziantep bir Ortadoğu. Yani Halep ile Antep’in arası 80 km. Oraya gidip geliyorduk biz. Bir tarafımız Ortadoğu, bir tarafımız Batı bizim. Bu da güzel bir şey, hiç kötü bir şey değil. Kızkulesi Asya’da mı, Avrupa’da mı? Hem Asya’da, hem Avrupa’da. Güzel olan bu. Bizi güzel yapan da bu. Hani hep uğraşıyoruz ya, “Biz doğuya mı aidiz batıya mı aidiz?” diye. Ya kardeşim biz hem doğuyuz, hem batıyız. Trakya denen bölgede, Avrupa’da öyle ülkeler var ki beş ülke Trakya etmez. Biz buyuz. Bunu kabul etmek lazım. Ama bugün Ortadoğu’ya daha yaklaşmış durumdayız. O anlamda tırnak içinde çatışmalar, nefret, öfke, bombaların patlaması, evet doğuya yaklaşmış durumdayız. Bunun bir sorumlusu olması lazım. Siyasi iktidar hiçbir şekilde sorumluluğu üstlenmiyor. “Evet, yanlış yaptık” demiyor, eleştirenler hapse atılıyor. Ama nasıl olacak bu? Bu Sovyetler Birliği’nin çöküşüne benziyor. Ben Sovyetler Birliği’ne gittim ve okudum. Tek parti her şeye karar veriyordu. Sovyetler Birliği’nden bahsediyorum, Türkiye’den değil. Sayısız maden kaynakları olan, petrolleri, zümrütleri, doğalgazları olan, insan kaynakları nüfusu ve bizden kilometrelerce büyük bir ülkeden bahsediyorum. Bu ülke çöktü. Niye çöktü? Tek parti yüzünden çöktü. Biri sizi eleştirmezse, “Ben mükemmelim” derseniz bunun sonu yıkımdır. Türkiye’de bu olanaklar yok, bizim sanayimiz yok, biz hâlâ dışa bağımlıyız. Rusya doğalgazımızı kessin, nasıl ısınacağız diye bir sorunumuz var bizim şu anda. Kesmiyor, kesse ısınamayacağız, ne yapacağız bilmiyorum. Böyle bir ülkeyiz biz. Burada tek parti olmaz. Burada hep birlikte olunması gerekiyor.

20 YIL SONRA ‘OTORİTER’ DİYECEKLER

* Sovyetler Birliği tek parti yüzünden çöktü diyorsunuz ama Putin’in de şu andaki destek oranı yüzde 90’a yükselmiş. Yine tek parti.

Tabii ama gene yıkılır, Putin de gider. Gidecek. Doğru sistem şu: Putin’in karşısına güçlü bir muhalefet, onu eleştiren; AKP’nin karşısına güçlü bir muhalefet, onu eleştiren ve zaman zaman yer değiştiren… Güçlü bir basın, eleştiren. Güçlü basın olursa ne olur? Çekidüzen verir yöneticiler kendilerine. Yürütme, yasama ve yargının bağımsızlığı şart. Şimdi bizde yürütme çok güçlü, yasamada onlar var, yargının verdiği kararları tartışıyoruz artık. Dördüncü kuvvet basın maalesef eleştiri yapamıyor. Ama bu en fazla AKP ve hükümete zarar verir. Tarihsel olarak zarar verir. Bugünü kazanırsınız, bugün dediğim 5 yıl 10 yıl, tarih uzun sürer ama 20 yıl sonra sizi ne diye tanımlayacaklar? “Otoriter, diktatör” diye tanımlayacaklar. Bu şaşmaz, hakikat bu..