Ana sayfa HABERLER Türkiye GERÇEKleri 13 yıllık AKP iktidarının ÖZETİ

13 yıllık AKP iktidarının ÖZETİ

77
0
PAYLAŞ
akpnin-iktidari

AKP, 7 Haziran seçimlerinde yüzde 10 oy kaybederek 13 yıl sonra tek başına iktidar olma özelliğini yitirdi.

akpnin-iktidari

Buna rağmen bugünlerde konuşulmaya başlanan koalisyon tartışmalarının en önemli aktörü yine AKP…

BirGün, Türkiye’nin tüm kurumlarını ele geçiren ve ülkeyi adeta bir “AKP devleti” haline getiren 13 yıllık süreci derledi:

DİNCİ FAŞİZM
AKP döneminde Türkiye tam bir polis devletine dönüştü. Son olarak çıkarılan ‘İç Güvenlik Yasası’ ile süreç yeni bir boyuta taşındı.

AKP’nin dayattığı hayat tarzına, uygulamalarına itiraz edenler en şiddetli biçimde cezalandırıldı. AKP’ye karşı en güçlü itiraz olan Gezi İsyanı’nda acımasız bir şiddet uygulandı. Bu süreçte 3 bin 584 kişi gözaltına alındı, 121 kişi tutuklandı, çok sayıda yurttaş yaralandı ve 8 gencimiz yaşamını yitirdi. Bunlardan biri 15 yaşındaki Berkin Elvan’dı. Basına, sendikalara ve derneklere yönelik sistematik gözaltı, tutuklamalar yaşandı.

KANLI DIŞ POLİTİKA
Başbakan, emperyalist güçlerin Ortadoğu’yu şekillendirme projesinde verilen her görevi yerine getirirken ABD Başkanı Obama’nın eline sopa alarak yaptığı telefon görüşmelerinin muhatabı oldu, Obama’ya telefonla ulaşma çabaları aylarca karşılıksız bırakılarak terbiye edildi.

“Komşular ile sıfır sorun’’ politikası çöktü, AKP döneminde Türkiye neredeyse tüm komşuları ile düşman oldu. Suriye’deki hükümete karşı savaşan radikal dinci grupların Türkiye’de eğitildiği yaralılarının Türkiye’de tedavi edildiği, MİT tır’ları ile silah taşındığı ortaya çıktı.

KÜRT SİYASETİNE BASKI
Kürt siyasal hareketine karşı sistematik baskıya devam edildi. KCK operasyonu ile binlerce seçilmiş Kürt politikacısı tutuklandı. Roboski’de halka bomba yağdırıldı. Kobane’de Kürt halkı IŞİD’in insafına bırakıldı. Çözüm sürecinde atılan tüm adımlara rağmen Cumhurbaşkanı’nın bir sözü ile masa devrildi.

NEFRET SÖYLEMİ
Alevilere, Ermenilere, kadınlara, LGBTİ’lere karşı nefret söylemi AKP’nin resmi dili oldu. Muhalefet liderinin mezhebi, Berkin Elvan’ın annesi ve bir kadın gazeteci meydanlarda yuhalatıldı. “Cemevi cümbüşevi”, “O zaten Alevi, o Zerdüşt” “Afedersiniz Ermeni”, “Kadın mı kız bilmem” sıklıkla sarf edildi.

ZENGİN-YOKSUL UÇURUMU
“Ekonomi büyüyor’’ demeçlerine karşın işsizlik arttı, Türkiye işsizlikte ve borçlanmada dünyada ilk üçe girdi. Asgari ücret açlık sınırının altında kaldı. Dış borç stoku tarihi rekorlar kırarken ‘yardıma muhtaç hane sayısı’ 8 milyona, yoksul sayısı da 32 milyona ulaştı. Yoksullar ile zenginler arasındaki fark büyüdü.Milli gelirin yüzde 54’ü yüzde 1’lik kesimin eline geçerken, Van’da bir baba ambulans gelmediği için kaybettiği evladını çuvalla evine taşıdı. İşsiz bir anne evlatlarını fön makinesiyle ısıttıktan sonra intihar etti.

EMEKÇİ CEHENNEMİ OLDUK
Taşeronlaşma, sendikasızlaştırma, güvencesiz çalışma ve yaşanan iş cinayetleri… Soma’da 301 madencinin katledildiği iş cinayetinden sonra hükümetten “fıtrat”, diğer iş cinayetlerinde “güzel öldüler” acımasızlığında açıklamalar yapıldı. Soma’da madenciler tekmelendi, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından tokatlandı. Ermenek’te yüreğimize saplanan acılar yok sayıldı. İnşaatlar toplu mezarlara dönüştü. Çözüm içim önerilen yasal düzenlemeler AKP eli ile reddedildi.

MEDYA TUTSAK EDİLDİ
AKP, TMSF’yi kullanarak çok sayıda televizyon ve gazetenin yer aldığı bir havuz oluşturdu. İşadamlarından toplanan paralarla gazete ve televizyon satın alındı. Çok sayıda gazeteci işten çıkartılırken, doğrudan el konulmayan medya kuruluşlarına da “sömürge valisi’’ görevi yapacak sözde gazeteciler yerleştirildi. Muhalif yayın organlarına da milyon liralık tazminat davaları açıldı.

YOLSUZLUK AİLE GELENEĞİ, YARGI İKTİDAR SİLAHI OLDU
Başbakan’ın oğlu babasının “gemicik” dediği bir gemi elde ederken diğer oğlunun başında bulunduğu vakıf kamu arazilerinden ‘yararlansın’ diye bürokrasi sıraya girdi. Başbakan’ın oğlunun değerli taş ticareti yaptığı pırlantada, KDV sıfıra indirildi. Hükümetin 4 Bakanı yolsuzluk ve rüşvet almaktan soruşturuldu. Soruşturmalara bakan savcılar görevden alındı, daha sonra yolsuzluk ve rüşvet iddiaları için ‘takipsizlik’ kararı verildi. Bakanlar, Yüce Divan’da yargılanmaktan kurtarıldı.

Yargı kurumları kuşatma altına alındı. Tüm yargı sistemi AKP’nin isteği doğrultusunda yeniden düzenlendi. Bir Bakan mahkeme başkanını arayarak sanıklar için “derhal serbest bırak” dedi. Kumpas davalarla onlarca kişi yıllarca cezaevlerinde tutuldu, yolsuzluk yapanlar aklandı.

KURUMLAR PEŞKEŞ ÇEKİLDİ DOĞAL ALANLAR RANTA AÇILDI
Kamu kurumları peşkeş çekildi, özelleştirilen Tekel’i satın alanlar büyük kârlar elde ederken kapı önüne konulan işçiler Ankara’da dövüldü.

“Sağlıkta Devrim” adı altında katkı payı, muayene ve ilaç parası derken sağlık ulaşılamaz hale geldi, insanlar tedaviden umudunu keserek evlerinde ölüme yattı.

Atatürk’ün vasiyetinde halka miras olarak bırakılan Sit alanına yargı kararlarına karşın Cumhurbaşkanı Erdoğan için saray yapıldı. İstanbul’da havaalanı, 3. Köprü projeleri ile son yeşil alanlar da ranta açıldı. Santral ve HES’lerle yaşam alanları tehdit edildi. 3 bin HES, 2 bin de maden arama ruhsatı verildi. Bu saldırıya karşı direnenler polis ve jandarma şiddetiyle karşılaştı. Suyunu savunmaya çalışan Metin Lokumcu polis gazıyla Artvin Hopa’da öldürüldü.

KADIN CİNAYETLERİ ARTTI
İktidar partisi sözcüleri “Kadınlar gülmesin”, “Hamile kadınlar sokağa çıkmasın” söylemleri ile kadını hayattan koparmaya çalışırken, Türkiye’de her gün kadınlar öldürüldü, taciz edildi, sokaklarda saldırıya uğradı. Özgecan Aslan benzeri onlarca kadın cinayeti yaşandı. 13 yıllık AKP iktidarında 6 bine yakın kadın öldürüldü. Kadına şiddet yüzde 1500 oranında arttı. Aileden sorumlu Bakan ise beddua etmekle yetindi.

HÂLÂ AKP Mİ?
Seçim kampanyalarını AKP karşıtlığı üzerine kurarak oylarını arttıran siyasi partilerin temsilcileri, seçim sonrası hızla yumuşayan demeçleriyle dikkat çekiyor. AKP’nin 13 yıllık iktidarında yaşanan ve görülmemiş boyutlara ulaşan yoksulluk, işsizlik, partizanlık, yolsuzluk, cinayetler, faşizme varan otoriter rejim uygulamaları ve Haziran İsyanı’nda öldürülen gençler toplum hafızasındaki yerini koruyor. Son günlerde AKP’nin de içine dahil edildiği koalisyon hesaplarına itiraz eden toplumsal muhalefet şunu soruyor: “İktidar ortaklığı uğruna AKP’yle el sıkışmak doğru mu?”

Kaynak : Nurcan Gökdemir – Birgün