Ana sayfa TÜRK BİRLİĞİ Gök Tanrı İnancı Neden Tengrici Olmalı ?

Neden Tengrici Olmalı ?

161
0
PAYLAŞ
tengri17

 Ulu Tengri, Türkler’in ve de bütün yaratılmışların Tengrisi, yaratıcısı, koruyucusu ve sahibidir. Tengricilik dini de, Türk’ün doğa ve felsefe üzerine olan düşünüş ve tecrübelerinden meydana gelmiş, milli dinimizdir.          

             Bugün İslam, Hristiyanlık, Budizm gibi güçlü ve baskıcı dinler bütün dünya insanlığında büyük etki ve itaat kültü oluşturmuştur. Bu sözler yanlış anlaşılmamalı, Tengricilik’te hiç bir dini, hiç bir peygamber ve kitabı aşağılamak, bunlara hakaret etmek kesinlikle yoktur. Ancak bu saydığımız dinler, insanın bütün bir yaşamını etkileyip kontrol eder; devlet yönetimini, ne giymesi gerektiğini, ne yemesi ne içmesi, kiminle evlenmesi, nasıl konuşması, ne yapması … Bu liste uzar da gider. Yani hayatınız baştan aşağı kabul ettiğiniz dinin kalıbına girer. Sizin özel ve özgül alanınız bir avuç kalır. Siz, siz değilsinizdir; kul, teslim olmuş, keşiş… 

            Tengricilik dinine geçmek için özellikle Müslüman Türk kardeşlerimiz, “attan inip eşeğe binmek” misali bir yaklaşım sergilemekteler. Yani İslam, güçlü ve terk edilemez, Tengricilik ise ona nazaran oldukça “uyduruk” “basit” bir din. İnsanları böyle düşünmeye iten şey ise, bu dinin hayatlarını yeterince kontrol etmiyor olması! Evet, Tengricilik; benim şahsi tespitime göre insanın kendi dinini kendisinin yaratmasına bile müsaade edecek genişliktedir. Yani bir Tengrici olarak dilediğiniz gibi ibadet edebilir, dilediğiniz yerde dilediğiniz şekilde Tengri adına iyilik yapabilir, dua edebilirsiniz. Bir din adamına, otoriteye, binaya, kıyafete… bunların hiç birisine ihtiyacınız yoktur. İhtiyacınız olan tek şey, yüreğinizden dolup taşan “huşu”dur.

            Yaratıcımız ulu Tengri, bizlere anlamadığımız dillerde kitaplar gönderip bize de “bu kitapları bütün dünyaya yayın.” diye uçuk görevler vermez. Çünkü öyle yaparsa bu din Tengri’nin değil, insanların dini haline gelir. Tengri, uluslar arasında bir seçim yapıp da o ulusun dili ve kültürü ile, bakış açısı ile bütün insanlığa seslenmez. Tengri, bütün insanlığın anlayacağı dilde bir mesaj zaten göndermiştir; doğa. Türkler, hiç bir peygamber sıfatlı kişi ya da kutsal kitap olmaksızın, Tengri’ye ulaşmış ve onun bir taştan put, ağaç oyması vs. olmadığını; görülmeyen ama var olan büyük bir güç olduğunu kavramıştır.

             Kitap ve peygamber olmaksızın da Tengri’yi bulmak mümkünse, neden Tengri adına (Allah, God, Huda) bize başka insanların hükmetmesine, sömürmesine izin verelim? İşte tam da bu yüzden Tengricilik, attan inip eşeğe binmek değil; aydınlanmaktır. Tengricilik, neye inandığından emin olmak; bilime ve doğaya saygılı olmak, destekliyor olmaktır.

            Yazıtlara göre Tengri ceza da verebileceği gibi, Türkler bunun üzerine de kafa yormuş ve Yakut Türkleri sonunda “Hayır, Tengri bizlere cezalar vermez. O yalnızca iyilik ve bereket verir. Kötülük ise yine bizim yaptıklarımızdandır. Kendi kötülüğümüzü çekmekteyiz.” derler.
            Tengricilik dininin basit, bayağı gözükmesinin bir sebebi de tek bir insanoğlunun bile kellesinin “Tengriiii uluduuur!!” nidalarıyla kesilmemesi herhalde. İnsanlar, korkutulmaktan ve bir şeylere “itaat” etmekten gizil zevk duyuyor olmalı. Saygı ile korku sözcüğünü benliklerine birlikte kodlamış haldeler. Tengri dinini yaymak için hiç savaşılmamış olması, bu dinin yüceliğini mi gösterir yoksa bayağılığını mı? Kaldı ki Tengricilik inancına göre, “Tengriciler ebediyen uçmag (cennet)’ta olacak, inanmayanlar yanacaktır!” gibi korkutucu öğretiler de yoktur.

Tengricilik dininin modern insan tarafından “çocukça” “hayal ürünü” olarak adlandırılması da mümkün. Bunun sebebi ise Tengricilik dininin mitolojik unsurları ve ruhlar. “Erlik Han, Kayra Han, Umay Ana, Bay Ülgen” Bütün bu adlara ve tanımlamalara takılmak niye? İlkçağlarda ortaya çıkmış olan bu dünya görüşü, sınırlı bilgi ile bunlara ulaşmıştır. Bugün biliyoruz ki gözle kesinlikle göremediğimiz halde, bizi etkileyen ve var olan güçler vardır. Morötesi ışık, kızılötesi ışık… Bütün bunları bilim söylediği zaman koşulsuz kabul ederiz, ancak atalarımız bu güçlerin ipuçlarını verip kendi dilleriyle adlandırdığı zaman “masal” “mitoloji” deriz. Önyargılarımızdan ne zaman kurtuluruz?

Tengricilik, insanın ruhunun arınması ve huzurlu bir yaşam sürmesi için uygun bir dindir. Deizm ya da Ateizm’e tercih edilmesi gereken bir yoldur. Çünkü, bilimsel olarak da insanın beyin sağlığının korunması için manevi öğeler ve din faktörü çok önemlidir. Dini inancın olmaması veya zayıflığı, dünyayı anlamlandıramama, hayatı kavrayamama, sonunda intihara kadar sürükleyecek “karamsar” ruh haline neden olmaktadır.

           Ateizm, diğer semavi dinlerden farklı değildir gözümde. Din “var” diyor, ateizm “yok”, ne kadar zıt gözükse de, ikisi de kesin ve net konuşuyor. Dinin elinde en azından manevi göstergeler var, ateizmin elinde ise bilim ile ulaşamadığı bir “varlık”. Tengri bilgisine ulaşamadığı içinse ona “yok” demeyi yeğliyor. Agnostisizm bile Ateizme göre daha çok mantıklı ve tercih edilebilir bir düşüncedir. Çünkü, “bir şeyin kanıtının yokluğu, yokluğunun kanıtı değildir.”

Ulu Tengri adı ile, esenlikler !